ÇOCUK VE PAYLAŞMA
Bebeklikten çocukluğa geçen bir
çocuk için duygusal gelişim anlamında aşılması gereken bir çok konu vardır.
Bu konuların en başında, kendisinin ayrı bir birey olduğunu kavramak
gelir. Artık bebeklik dönemindeki gibi, her konuda anneye bağımlı
değildir. Kendi başına yürüyebilmekte, koşabilmekte, konuşabilmekte,
hatta tuvaletini kontrol edebilmektedir. Bu beceriler, çocuğun ayrı bir
birey olma duygusunu güçlendirir. Ayrışmış bir bireyin kendine ait
eşyaları da vardır.
Bu nedenle 2 yaş civarındaki çocuklarda ben, benim, bana sözcükleri çok
sıklıkla duyulur. Çocuk bunları tam olarak dile getiremese de, bu şekilde
davranır. Böyle davranması da son derece sağlıklıdır.
Çünkü çocuğun eşyalarını paylaşmayı öğrenmeden önce onlara sahip olmayı
öğrenmesi gerekir. Sahip olma duygusu gelişmeden paylaşma duygusu
gelişmez.
İki yaş civarındaki çocuklar, tümüyle benmerkezci düşünürler. Onlara göre
dünya onları çevresinde dönüyordur. Bu yaştaki çocuklar için sadece kendi
istek ve ihtiyaçları önemlidir. Kendi isteklerini bilirler, ancak
karşılarındaki kişinin de ihtiyaçları olabileceğini düşünecek zihinsel
olgunlukta değillerdir. Bu nedenle de kendisi bir oyuncağı istediğinde,
bu onlar için dünyanın en anlaşılabilir şeyidir, ancak yaşıtlarının istekleri
çok anlaşılmazdır.
Paylaşma empati yeteneği ile çok bağlantılıdır. Bir çocuk için arkadaşının
isteklerini yerine getirmekten memnun olma duygusu, onun isteklerini
kavrayabilme ancak 5-6 yaşından sonra oluşur.
Çocuklar 4 yaşından itibaren seçici olarak paylaşmaya başlarlar; kendilerine
sakladıkları oyuncaklar da vardır, çok güvendikleri arkadaşlarına verecekleri
oyuncaklar da.
Anne-babalar çocuğu paylaşma konusunda
bilmeleri gerekenler:
Çoğu anne-baba çocuklarını kardeşleri ya da arkadaşlarıyla eşyalarını
paylaşmaları konusunda zorlarlar. Oysa, çocuklar kendilerine ait
nesneleri ancak 4-6 yaş arasında paylaşabilirler. Bu yaşlardan önce
çocuklardan bu olgunluğu beklemek gerçekçi olmaz.
Çocukların bir şeyin sahibi oldukları hissini yaşamaları çok önemlidir.
Çocuklar önce bu sahiplenme hissini, daha sonra paylaşma hissini
yaşamalıdır. Küçük yaşlarda, çocuk eşyasını verdiğinde geri alabileceğini
bilemez ve eşyasının tümüyle gittiğini düşünür.
Ayrıca sahip olma duygusu çocuğun benlik değerini de arttıran bir duygudur.
Eşyalarını vermeye zorlanan çocuk, kendi istek ve ihtiyaçlarının önemsiz
olduğunu düşünmeye başlar ve kendine verdiği değer giderek azalır.
Zorla paylaşmaya itilen çocuk, paylaşmayı öğrenmez. Bu konuda sürekli öğüt
dinlemek zorun da kalan çocuk da paylaşmayı öğrenmez. Çocuğun bu konuda
kendi sürecini yaşaması önemlidir.
Çocuğun işi oyundur. Kendini oyuna kaptırmış bir çocuğun sürekli
bölünmesi onda öfke duyguları yaratır.
İşi sürekli bölünen çocuk, hiçi bir işe uzun süre dikkatini vermeyi
öğrenemez. Yaşından önce, eşyalarını başkalarına vermeye zorlanan
çocuklar da dikkat süresi de kısalmaya başlar, dikkat sorunları yaşanabilir,
çünkü çocuk her an yaptığı işin bölünmesini beklemeye başlar.
Anne-babalar çocukalrında paylaşma
duygusunu geliştirebilmek için neler yapabilirler?
Çocukları 5-6 yaşından önce kesinlikle paylaşma konusunda zorlamamak gerekir.
Çocuklarınıza paylaşma konusunda öncelikle kendiniz model olmalısınız.
Sahip olduğu şeyleri başkalarıyla paylaşma konusunda isteksiz bir yetişkin
çocuğa doğru şeyin bu olduğu mesajını verir. Örneğin, çocukla zamanını
paylaşmak istemeyen, eşinin dertlerini paylaşmak istemeyen, gazetesini
isteyen komşusuna yok diyen bir kişinin çocuğu da olsa olsa bu şekilde davranmayı
öğrenir.
Çocuğunuzla oyunlar oynayın. Bu oyunların içinde mutlaka paylaşma
temalarını da ekleyin. Örneğin, oyundaki tüm bebeklere yiyecek dağıtmak,
bebeklerin ellerindeki çikolatayı bölüşüp yemeleri, oyuncakları dönüşümlü
oynamaları gibi.
Küçük çocuğunuzla al-ver oyunları oynayın. Çocuğunuzun elindeki oyuncağı
isteyin, o oyuncakla birkaç saniye ilgilenip tekrar geri verin. Bu
şekilde, çocuk verdiği bir şeyin ona geri geleceğini kavramaya başlar.
Bir paylaşım kutusu oluşturun. Bu kutunun içinde çocuğunuzun arkadaşıyla ya da
kardeşiyle paylaşacağı oyuncaklar olsun. Bunlar birkaç oyuncak, boya
kalemi, kağıt, top türünde oyuncaklar olabilir. Aynı zamanda çocuğunuzun,
arkadaşlarıyla, kardeşleriyle hiçbir şekilde paylaşmak istemediği oyuncaklar olmasına
da izin verin; çocuğun mutlaka kendine ait bir özeli olsun.
Süre paylaşımı kuralı koyun. Paylaşma konusunun çok gerekli olduğu durumlarda,
çocuklara süre paylaşımı kuralı koyun. Bir çalar saatle, birinin
oyuncakla oynama süresinin bittiğini, oyuncağın diğerine geçeceğini
belirtin. Çocuğun bu kuralı kavraması için en az 3-4 yaşında olması
gerekir.
Çocuğunuzun gelişim düzeyine, haklarına ve isteklerine saygı gösterdiğinizde,
onlar da başkalarının haklarına ve isteklerine saygı göstermeyi öğreneceklerdir.